O ‘na

Zerre zerre .. Parça parça .. Damla damla sana dönüşüyorum. Olası bir hissin erteleniş mücadelesi son buldu,bir varmış bir yokmuş...Beşiklerin tıngırtısı şimdi kulak çınlayışı ..   Gazeller İncir’e ve Zeytin’e..  Bu geçiş saniye saniye tamamlanış ..  Arayış da bulamayış..  Umut dile kayıp duası.. Kalem,alınmış emir..  Bu ağıran tan yeri, tanıksız karanlığa vuruş baştan başa,her yeni... Continue Reading →

Reklamlar

Belki hiç bilemem ! içini bilmek .. Söylemeden anlamak.. Susarak konuşmak .. Belki hiç bilemezsin... Bilemeyiz vakitte dar .. O uzun vakitlere denk gelemedik , hayır vardır belki ama ömrümüz bu kadar kesişti .. Ki bence yine de şükür .. Açıkçası bende iyi azmettim yıllardır 🙂 Düşünüyorum ezberimde 4-5 numara var biri seninki ama bu... Continue Reading →

Kağıt Sesi

Bakın bu gökyüzüdür ,hepimizin ciğerine dolan taze ve hep yeni.. Kirlenmemiş bir sözcük bulun bana pamuklara saracağım. Modaya da uyduk yontuluyoruz yavaşça ! Deneme yanıl, vur kaç ! Buldunuz madem yöntem demeyin adına dürüstlük elden gitti  gideli oldu işte, ondan çilekten alamadığınız tat ! Tek şuç hormonun değil ! Yani mesela düşün çileksin , efsanesin... Continue Reading →

Çorap Söküğü

Benzerlerini biliyorum.. Epi topu kaç harfiz seninle? Nihayetinde bana düşecek bir pay var,itimat derin nefes.. İlk harfi bir adın ,yani seçici algı, çorabı sökülmüş gibi birşey dedi babam hayıflandı birde, neden bizde sökülmemiş mi ne ? Geçmiş zaman , zaten kahrolası bir o, bir Suzan Suzi .. Çekmeceye konuyorum, çünkü üflemeyi deneseler uçacak zamanındayım yaşlarımın,hiçte... Continue Reading →

Ya Yanlış !

Ben annesi cennetteki çocuk. Şimdi bir şiiri ninni yapacağım kendime. Ağzımdaki şeker eriyince beklenen ne varsa olacak... henüz Ocağın ortaları, Kimi evlerde kestane kebap akşamları... Ben,kaldırımların anne olacağı çocuk . Beklerken atılan ileri geri adımları uç uca ekleme bunalımı.. Hesap sevmem,kitap severim.. İkileme yanlış.. Işıklar çırılçıplak kalmış dallara vuruyor ayıp ! Bunca insan hayâdan bakıyor... Continue Reading →

Zan

  Seçmiş olanda değilsin... Seçilmiş olanda ! Göz alabildiğine yanılsama gerçek dediğin,ki zan olsun diye kurulu tüm cümleler ! Geldiğin yer hayalin,varacağın yer hayal ... Aldığın soluk hep en kısası ! Neden ? Hele kesinken,ne bir eksik ne bir fazla mevzusu.. Bu seçmiş olduğun ! 'Hayrını gör' yani göreceksen,yani temenninin en tehdit hali! Düşünmeden sağol... Continue Reading →

İlk blog gönderisi

Sayma zorunluluğunda değilsekte,zaman hırsız olmuş yıllardan çalıyor.. Elma kabuklarını yüzüme sürüyorum mesela umutla.. Buruşuruyorum , katlanıyorum ruhum kağıt ve el işiyse hiç bilmem .. Çifter Çifter yaşıyorum hisleri tenhalarda kalmış türkülerin tozlarını üflüyorum, bu ne çıldırtan denge... Kendime ilk kalışım ve buna epey geç kalmışım. Ben uzadıkça Eylül kısalıyor .. Duyabilenler için de gerekli bir... Continue Reading →

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑